17 Haziran 2014 Salı

bazenli bir söz..

bazen düşünmemeyi deniyorum;
bazen intihardan beter..

14 Haziran 2014 Cumartesi

geceler.

Uzun zamandır düşünüp fakat taşınamadığım bir konu bu.
Gece mi ? Gündüz mü ?
Geceler.

Bazen geceleri işi gücü bırakıp, dışarıya bakıyorum. " Bir tek ben miyim ? " diye. Yalnız değilim şükür. Fakat sokaklara baktığımda, her yer aydınlık oluyor. Hatta bazı sokakların gündüzden farkı yok ! Sanki gece değilde, güneş tutulması, hafif bir akşam üstü karartısı gibi seziyorum. Sanki doğayı bütünüyle bozmuşuz gibi. Sonra hemen yatıyorum. Çünkü o saatte yatmak gerekiyor. Doğaya hiç uymuyoruz. Uymuyorum. Ne olduk diye de sormaktan acayip korkuyorum. Sorsak da cevaplayabilir mişiz sanki..

Bazen sokaklara baktığımda, bir kaç insan gördüğüm bile oluyor. Hayranlıkla bakıyorum ona-lara. Düşünsenize elektrik olmadığı zamanda dışarıda o kadar güvenle, öz güvenle gezebilir miydik ? Bilinmez diyorum ben buna.



Bazen sokaklara baktığımda, başı boş hayvanlar görüyorum. Yazık. Onların bile doğalarını bozmuşuz. Bazıları bir oraya bir buraya koşturup duruyorlar. Çünkü biz bencil insanoğlu sadece " BEN " demişiz. Benden gayrısını düşünmemişiz. Dediğim gibi; hayvanlar bile bir oraya bir buraya. Onlarda geceleri gündüz zannediyorlar. Bence.

Bende geceleri gündüz zannediyorum. Haklımıyım; EVET. Haksızmıyım; EVET. Paradoks.
Bunu bir daha düşünüp taşınmak gerek. Her ne kadar taşınamasakta.

Demek istediğim, bozmaya çalıştığımız şey bizim dünyamız. Şöyle anlatabilirim aslında;

Nasrettin Hocanın bindiği dalı kesmek istemesi ve kesip düşmesi gibi. Bizde bindiğimiz dünyayı kesiyoruz. Fakat sıkıntı, hem de büyük bir sıkıntı; Nasrettin Hoca düştüğünde konuşabilmiş ve " Zaten inecektim. " demiş. Biz ne konuşabileceğiz, nede düştüğümüzde konuşabileceğimiz bir şeyler olacak.

uğur karadeniz

2 Haziran 2014 Pazartesi

bazenli bir söz.

bazen düşüncelerime takılıp, hayallerimde sallanıyorsun.
bazense sadece izliyormuş hissi.
uğur karadeniz

1 Haziran 2014 Pazar

birkaç dizi..

Person Of Interest

Bir çoğumuzun izlemesi ve haz alması gereken, o hazzı aldıktan sonrada oturup düşünmemiz gereken bir dizi.
Bir yazılımcı olan Harold Finch'in insanların hayatlarını hem tehlikede hemde güvende tutan makinesini üretmesiyle başlıyor her şey. Bizim bu Harold Finch zamanında toplama bilgisayar daha doğrusu kendisinin el yapımı bir bilgisayar ile birkaç korsanlık girişiminde bulunmuş. Falan filan diye hayatı sürerken, yaptığı makinenin bir eli, ayağı olacak biri lazım olur. Giderler onuda özel ajan, rambo karışımı John Reese' de ekibe alırlar. Ekip gittikçe büyür. Şimdi asıl mesele 4. sezonda neler olacağı. Finch'in makinesine karşı bir makine daha gelmiştir New York'a. Samatrian. Birkaç gözle bekliyoruz Samatrian'ın ne emirler vereceğini. Üstün körü geçtim kusura bakmayın. Yazarak anlatamam ve de anlatmaya çalışsam çok uzun sürer :)
Root'a olan saygımızı da unutmamak lazım. Dizide büyük bir hacker olmasına karşın kendi hayatlarını ve makineyi kurtarmak için süper bir mücadele veriyor. Ölmezse yaşar :)

Hannibal

Dexter kadar olmasa da, farklı bir psikopatlık dizisi. Hemde çok farklı. 2 sezonluk diziyi bir kaç günde bitirdim. Doğrusu sağlam bir mide gerektiren bir dizi. Kanlar, insan organları ve parçaları. Tam istediğim türden bir dizi. Birde bazen özel sunumlar yapıyor FBI'a. İnsan kuleleri, insandan beslenen mantar tarlaları, insan ağaçları filan. Özellikle de Dr. Hannibal Lecter'ın o yemek sunumları yok mu ? Yok işte. İnsan etinden Meksika yemekleri filan yapıyor bizim psikopatımız. Birde övünüyor. Haklı. Will Graham da onun gibi düşünebilen fakat onun gibi olanları yakalayan özel bir FBI ajanı. Adamı deli diye attılar hastahaneye sonra yakala şu adamı diye çıkarttılar. Yazık oldu ama iyi oldu akıllandı oda. Sezon finalinde bizim bu Hannibal gitti kesti ya la Will Grahamı, Jack Crawford, Abigail Hobbs ve  Alana Bloom'u filan hepsini doğradı geçti. En son yine Dexter'dan alındığını düşündüğüm, kendi psikoloğu ile kaçtı. Dexter'da biraz daha farklıydı ama olsun benziyor sonuçta.

Ve; Revolution

Her ne kadar final yapsalar da final olmadığına inandığımız bir finaldi. Bir ara devam eder gibimize geliyor. Biz dizi severler arasında. Söylenecek pek bir şey yok. Elektriğin olmadığı dünyayı anlatıyorlar daha ne olsun. Dizinin konusu biraz rotasından sapsa da, sonu gelmedi daha..

Neyse izlemeye devam.. :)

Biraz yalın bir anlatım oldu; resimler, fragmanlar filan olaydı iyiydi. Varmış gibi hissedin :)

uğur karadeniz