26 Şubat 2015 Perşembe

bazenli bir söz

bazen o kadar çok emin olursun ki,
bazen emin olduğundan emin olursun..
uğurkaradeniz

20 Şubat 2015 Cuma

düşünün.

Belirli bir zaman kod yazmadığınızı düşünün. Kafanızda o kadar çok senaryo kurup oynatıyorsunuz ki, kurduğunuz senaryoların algoritmaları bile oyuncularla örtüşmüyor. Garip. Halbuki yazan, yöneten, his katan, kuran, hatta ve hatta oynayan bile siz iken örtüşmüyor. Fakat bir çok kez deniyorsunuz.


Olay ara vermekte sanırım.


Bu arada iki satırlık aralıklar vererek yazıya heyecan kattığımı da düşünecek olursak, fazlası zarar lafının azı karar devamı olarak daha iyi anlamış oluyorum. Ki alışmış kudurmuştan beter olduğuna göre alışmadan önce nasıldı acaba ?


Sanki o anılar üstünü bir şuan anlatamayacağım şekilde örtmüş gibi ve her ne hikmet ise açmak bile istemiyorum.


Düşünün.


Ve bir iki satır aralık daha.


Düşünün.


Düşünemediklerinizi düşünün. Kod yazmaktan da öte. Sadece yazmak değil, yazmadığınız halde, dünya o kadar muhteşem bir algoritma üzerinde ki, tüm olasılıklar ve olması gerekenler kusursuzluk algoritmasının sadece ve sadece başla komutundan sonra geliyor sanki. Bitişini görmek çok, zor şuan için beklenen bir günün eşit olup olmadığını kontrol ederek, bitiş satırına geleceğiz ve bu sonsuz döngüdeki kırılma noktası bir nimet. Çünkü.. Açıklaması oldukça zor. Açıklamak ise açıklanmıyor.

Bu basit bir senaryonun, giriş perdesinin sadece kornişin de bulunan bir atom parçası gibi.

Gibi, gibi, gibi.

Çekirdeğin çekirdeği. İşte bütün mesele.

Düşünün. Aslında düşünmenin düşünmek olmadığını.

"-Sanırım kendi kendimi 3. kişi zamiri ile geçmiş zamanın geleceğinden bahsettim."..


uğur karadeniz 
(saçmalamak, sadece saçmalamak. )

19 Şubat 2015 Perşembe

Tami Hoag - Sır



Tami Hoag'ın kitaplarını okumaya devam ederken, bu kitabı da bitirmemek için çok uğraştım. Sadece sonu biraz garipti ama kurgusu ve seri olarak devam eden, bir önceki Ölümden Daha Derin kitabındaki karakterlerin huyunu, suyunu devam ettirmesi de cabası.
Güzel kitap. Fakat adı gibi içeriğinde de sır var gibi. Belki bir sonraki kitap olan Sakın Aşağıya Bakma kitabında bu etkiden, histen kurtulabilirim, bilmiyorum.

8 Şubat 2015 Pazar

kurcalayanlar sorular

Aklımı kurcalayan sorular var benim. Soru değil belki sorun. Sorular değil belki sorunlarım var. Bilmiyorum ama elbet bir bilen vardır. Kurcaladıkça bozulur dedikleri lafını tam anlamıyla anlıyorum. Sorular aklımı kurcaladıkça.

Anlayın işte.

bazen çekip gidesim var aklımdan. aklımca.

bazen çekip gidesim var aklımdan. aklımca.
gidip gelmeyesim var aklımdan. aklımca.
yeter artık diyesim, artık düşünmeyesim var.
bazen deniyorum zaten.
zaten bırakasım var.

bazen çekip gitmek yerine her şeyi getiresim var.
aklıma.
gidip gelmemek aklımı alıkoyasım var.
aklına.

zaten buralar artık hep bazen.
zaten olacağı yok.
ama zorlayasım var.

bazensizlik yaşıyorum, tıpkı oksijensiz kalmak gibi,,,
gözlerim kararırcasına rüyalara dalmak.
zamanlarımı bazenle zatenlere bölmüş hayat.
gibi gibi gibi.
uğur karadeniz

20 Ocak 2015 Salı

bir kod yazdım bugün..

bir kod yazdım bugün,
yolladım cloudla.
içinde keylogger vardı,
küçücük kilobaytla.

---

18 Ocak 2015 Pazar

bazenli bir söz..

bazensizlik vurmuş başıma, bir ağrı gibi.
bazen ağrı derecesinde bazenlerimiz..

16 Ocak 2015 Cuma

ne olacak ki ?

ne olacak ki ?
sırayla ölmeyi bekliyoruz zaten.
denemekten zarar mı gelir.
güven.
inan buna.
denemekten zarar gelir.

güvenmeyin kimseye, güvendirmeyin kimseye, güvenmeyin kendinize.
daha birkaç kombinasyon daha var. aklınıza hangileri geliyorsa artık.
fakat nedendir ? bilinmezlik almış başını çıkmış yollara...
nereye el atsak, nereye el atsam, nereye el attırsak  böyle.
kafada olup bitenler, yaşama etki ettiği kadar duygusal zeminde çatlaklar oluşturuyor.
garip.
ingilizlerin söyleyişi daha güzel. "weird";

garipliği benimsemişiz, bizimcesine.
hangi hakla ?

ne olacak ki ?
neyse boş verin.
boş müsfette cümleler bunlar.
kayda değer en ufak bir değeri bile yok.
hayat vurdukça vuruyor zaten.
sorun bende onu anladım.
ama;
ne olacak ki ?
uğur karadeniz

11 Ocak 2015 Pazar

mutluluk..

mutluluk.

belki birçok kez tasvir edildi. birçok kez yazıldı. bazen çizilmeye, hatta ve hatta gerçek hayatta ölümsüzleştirilmeye çalışıldı. birçok kez nafile. birçok kez ise sonuç; mutluluk. kendi kendini açıklayan bir kelime sanki. onu anlatırken bile mutlu olabilirsiniz. mutlu olabilmeyi anlatabilmek size mutluluğun temel taşlarından bazılarını verebilir.

bir o kadar da karşı düşünce. acaba mutlu muyuz ? yoksa yaşayabildiğimiz en uç mutluluk şuan ki halimiz mi ? yoksa bir tık, bir adım bile ileri gitmiyor mu mutluluk ?


mutluluk yaşayabilmek bence. ancak bir adım ileri gider mi gitmez mi bilemem. inanın bu bile bir mutluluk..
uğur karadeniz

27 Aralık 2014 Cumartesi

yolculuk sonrası

Yolculuk sonrası.
Aslında bir çoğumuzun hissettiği his.
Diyebiliriz.
Galiba.

Neyse. Yolculuk sonrası hissettiğimiz o his var ya; o his bir başka. Tanımlaması bir o kadar zor. Uzun zamandır aklıma geliyor. Yaz, yaz, yaz, ya. Deyip duruyor içimden bir ses.

Anlatılması zor bir şeyi anlatmak, belkide anlatamamak.

Şöyle başlayayım en iyisi. Hani yolculuk yaparız. Yaparsınız. O boş eve geri döndüğünüz, ya da yaşadığınız şey her ne ise.. İşte geri döndüğünüzde bir gariplik, bir tozumsu, hafif bir kasvet. Öyle değil mi ? Sanki oradan ayrılmamışız da farklı bir yerden ayrılıp başka bir yere geri dönmüşüz gibi. O odaya girdiğiniz, eve ilk adımı attığınızda, kapıyı ilk açışınızda ki o boşluk hissi. Daha önce başka bir şey bana bu hissi yaşatamadı.
Garip. !

Fakat seviyorum ben bu hissi. Bu hissi yaşamayı. Bu his bize birçok şeyi anlatıyor. Mesela diyor ki;
-Daha önce buradaydın. Burada saatlerin, dakikaların, günlerin geçti. Hatırla !
-Burada senden izler var. Her ne kadar takip edilemeyecek de olsa.
-Unutma.
- ve daha nice söylentiler.

Yolculuk sonrası yaşadığım/ız bu his, bu hissi yaşayabilmek gerek. Yaşadıkça yaşlandığımızı, yaşadıkça aslında sadece bizim olmadığımızı anlatıyor bize. Bence..

Sizce ?

uğur karadeniz