16 Ocak 2015 Cuma

ne olacak ki ?

ne olacak ki ?
sırayla ölmeyi bekliyoruz zaten.
denemekten zarar mı gelir.
güven.
inan buna.
denemekten zarar gelir.

güvenmeyin kimseye, güvendirmeyin kimseye, güvenmeyin kendinize.
daha birkaç kombinasyon daha var. aklınıza hangileri geliyorsa artık.
fakat nedendir ? bilinmezlik almış başını çıkmış yollara...
nereye el atsak, nereye el atsam, nereye el attırsak  böyle.
kafada olup bitenler, yaşama etki ettiği kadar duygusal zeminde çatlaklar oluşturuyor.
garip.
ingilizlerin söyleyişi daha güzel. "weird";

garipliği benimsemişiz, bizimcesine.
hangi hakla ?

ne olacak ki ?
neyse boş verin.
boş müsfette cümleler bunlar.
kayda değer en ufak bir değeri bile yok.
hayat vurdukça vuruyor zaten.
sorun bende onu anladım.
ama;
ne olacak ki ?
uğur karadeniz

11 Ocak 2015 Pazar

mutluluk..

mutluluk.

belki birçok kez tasvir edildi. birçok kez yazıldı. bazen çizilmeye, hatta ve hatta gerçek hayatta ölümsüzleştirilmeye çalışıldı. birçok kez nafile. birçok kez ise sonuç; mutluluk. kendi kendini açıklayan bir kelime sanki. onu anlatırken bile mutlu olabilirsiniz. mutlu olabilmeyi anlatabilmek size mutluluğun temel taşlarından bazılarını verebilir.

bir o kadar da karşı düşünce. acaba mutlu muyuz ? yoksa yaşayabildiğimiz en uç mutluluk şuan ki halimiz mi ? yoksa bir tık, bir adım bile ileri gitmiyor mu mutluluk ?


mutluluk yaşayabilmek bence. ancak bir adım ileri gider mi gitmez mi bilemem. inanın bu bile bir mutluluk..
uğur karadeniz

27 Aralık 2014 Cumartesi

yolculuk sonrası

Yolculuk sonrası.
Aslında bir çoğumuzun hissettiği his.
Diyebiliriz.
Galiba.

Neyse. Yolculuk sonrası hissettiğimiz o his var ya; o his bir başka. Tanımlaması bir o kadar zor. Uzun zamandır aklıma geliyor. Yaz, yaz, yaz, ya. Deyip duruyor içimden bir ses.

Anlatılması zor bir şeyi anlatmak, belkide anlatamamak.

Şöyle başlayayım en iyisi. Hani yolculuk yaparız. Yaparsınız. O boş eve geri döndüğünüz, ya da yaşadığınız şey her ne ise.. İşte geri döndüğünüzde bir gariplik, bir tozumsu, hafif bir kasvet. Öyle değil mi ? Sanki oradan ayrılmamışız da farklı bir yerden ayrılıp başka bir yere geri dönmüşüz gibi. O odaya girdiğiniz, eve ilk adımı attığınızda, kapıyı ilk açışınızda ki o boşluk hissi. Daha önce başka bir şey bana bu hissi yaşatamadı.
Garip. !

Fakat seviyorum ben bu hissi. Bu hissi yaşamayı. Bu his bize birçok şeyi anlatıyor. Mesela diyor ki;
-Daha önce buradaydın. Burada saatlerin, dakikaların, günlerin geçti. Hatırla !
-Burada senden izler var. Her ne kadar takip edilemeyecek de olsa.
-Unutma.
- ve daha nice söylentiler.

Yolculuk sonrası yaşadığım/ız bu his, bu hissi yaşayabilmek gerek. Yaşadıkça yaşlandığımızı, yaşadıkça aslında sadece bizim olmadığımızı anlatıyor bize. Bence..

Sizce ?

uğur karadeniz

28 Kasım 2014 Cuma

Jason Statham (Transporter 2)

Transporter(Taşıyıcı) Serisinin ikinci filmi. Film serisi kaldığı yerden devam ediyor. Frank Martin. Kurallar yine aynı. Fakat bu sefer paket biraz daha farklı.

Frank taşımacılığı bırakıp, zengin bir ailenin şoförü olmuştur. Ailenin çocuğu kaçırılır. Frank'den bilinir. Frank kurtarmak için yola çıkar. Kurtarır.

Tabi ki askeri donanımı ve sürücülüğü yine ön safhada. Dövüş yetenekleri biraz daha fazla.
Olaylar sırasında polis ve değişik ekipler de vardır. Sıkıntılı bir zamandan geçerler. :D

Taki Frank Martin'i soymak isteyene kadar :)


Bence seriyi sırayla izlemeniz gayet zevkli olur.
uğur karadeniz

15 Kasım 2014 Cumartesi

bazenli bir söz

bazen yapmak istediklerini yapamıyorsan,
istemeye devam et.
bazen istemeden yapıyorsan,
bil ki istemişsindir.

14 Kasım 2014 Cuma

Michelle Richmond - Küçük Sırlar



Başlamak ne kadar zor olsa da bir kitaba, bitirdiğini görmek bir o kadar güzel. 

Arka kapağında ki yazıya güvenerek aldığım bir kitaptı. Sonra kitap Ellie Enderlin'in günlüğü gibi anlatımla başladı. Okudukça fark ettim ki kitap içinde kitap yazmıştı Andrew Thorpe. Kitaplarda sevdiğim bir özelliktir aslında; kitap içinde kitap. Zevkli oluyor okuması. Olaydan olaya atlamak. Tabi olayları birbirinden koparmamak şartıyla. 


12 Kasım 2014 Çarşamba

Jason Statham(6. Colleteral & 7.Celluler)

Jason Statham'dan iki film daha yazıyorum bu gece.

Collateral filminde çok kısa bir rolü var. Kısa olmasına rağmen belkide yeri rolün önemli çok büyüktür. Pek anlayamadım açıkcası. Çünkü bağdaştıramadım film ile Jason Statham'ı..

Cellular de ise yine kendinde diyebilirim. Yanlış hatırlamıyorsam kadını odaya kapattığında, kadının yaptığı rastgele bir ara ile gerçekleşen ve devam eden bir hikaye. Aslında çok güzel bir mantığı var. Her ne kadar Türkçe'ye çevrilmiş ismi çok farklı anlamlar çağırıştırsa da.

Pek bir yazacağım yok. Cellular gerçekten güzel bir film. Fakat Colleteral için aynı şeyi yazamayacağım. Gerçi taksicinin hayalleri ile olay örgüsüne farklı bir hava katılarak, avukat ile de tanışma fırsatını veriyorlar eline.

Canınız çok sıkılırsa izleyin derim. :) 

Celluler fragman;

uğur karadeniz

6 Kasım 2014 Perşembe

hello world.

her şey hello world le başladı sanki...
bir çoğu öyle der.
haklılar tabi.

ben bu işe hello world'le başlamadım.
ne ile başladığımı bilmiyorum.
fakat hatırladığım tek şey;
"hello world";
yeni bir bebeğin doğup,
ebesine selam vermesi gibi.
ne kadar garip bir durum olsa da.
bazen ne ile başladığının hiçbir önemi yoktur.
yeter ki sen başlamak iste.
işte o zaman ne "hello world"ler gelir geçer biliyor musun ?
kaç kere selam verirsin o ebeye.
çoğu kez düşük ihtimali bile var.
"run time error".
ebeden de kaynaklanır,
ebeveynlerden de.
doğduysa eğer artık; en iyi şekilde yetiştirmek lazım onu.
ana dilini iyi öğrenmeli mesela.
gerektiğinde platform platform koşmalı,
ide'lerle, compiler'ler, notpad'lerle düşüp kalkmalı.
yılmadan.
önce cefasını çekmeli,
sonra sefasını cefasız bir şekilde sürmeli.
nitekim.
bazen her şey "hello world" ile de başlayabilir,
merhaba dünya ile de.
:)
uğur karadeniz

4 Kasım 2014 Salı

Jason Statham(5. The Italian Job)

Jason Statham'ın araba sürmekteki olan becerisini bu sefer teknede gösteriyor.
Bu sefer üstlendiği rol: Yakışıklı Rob (Handsome Rob).
Filmde pek ön planda değil fakat kendini hissettiriyor zaten.

Film bana verdiği mesaj;
Hayalleri için çalanlardan, hayallerini çalma! Ne de olsa çalıntılar bir gün çalınırlar.

İlk önce hepsi beraber çaldılar.
Ve ihanet.
Sonra intikam baş gösterdi.
Süper bir plan ve hacker (Real Napster) bir arkadaş.
Tekrar çaldılar.

Plan aşamasında fark ettikleri ise hayal ettiklerini, Steve'ın hayal gücü olmadığı için Steve'ın kendi hayallerimiymiş kullanmasıydı. İzlediyseniz ve izlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız. :)

Güzel ve zekice filmlerden.
uğur karadeniz

30 Ekim 2014 Perşembe

Jason Statham(4. The Transporter)

Jason Statham filmlerinden  4. sıradaki film "The  Transporter".

Vikipedi'den;

.."
Bir tek soru sormadan, ona verilenleri taşır fakat ona verilen bilgiler tamamen doğru olmalıdır. Siyah BMW E38 735iL kullanan taşıyıcı Frank Martin'in kendisinin tam üç kuralı vardır ve bunları bozmaz.
  1. "Anlaşmayı bozma" 
  2. "İsim yok" 
  3. "Paketi açma" 
"..

Ta ki 1. 2. ve 3. kuralları bozduktan sonraya kadar. İzleyenler bilir zaten ne kadar heyecan verici bir film olduğunu. Tabi ki serisi de var bunun :)


Frank kuralları sırayla bozarken, bir taraftan da kendini kurtarmak zorunda kalmıştır. Çünkü artık peşinde olan adamlardan kaçmak, kızı kurtarmak gibi bazı görevler edinir kendine.


Tabi ki mutlu sonla biter. Anlatmakla pek bir şey anlaşılmayacağı gibi (daha doğrusu benim anlatımımla..) izlemek daha makbul geçer :)
uğur karadeniz