27 Aralık 2014 Cumartesi

yolculuk sonrası

Yolculuk sonrası.
Aslında bir çoğumuzun hissettiği his.
Diyebiliriz.
Galiba.

Neyse. Yolculuk sonrası hissettiğimiz o his var ya; o his bir başka. Tanımlaması bir o kadar zor. Uzun zamandır aklıma geliyor. Yaz, yaz, yaz, ya. Deyip duruyor içimden bir ses.

Anlatılması zor bir şeyi anlatmak, belkide anlatamamak.

Şöyle başlayayım en iyisi. Hani yolculuk yaparız. Yaparsınız. O boş eve geri döndüğünüz, ya da yaşadığınız şey her ne ise.. İşte geri döndüğünüzde bir gariplik, bir tozumsu, hafif bir kasvet. Öyle değil mi ? Sanki oradan ayrılmamışız da farklı bir yerden ayrılıp başka bir yere geri dönmüşüz gibi. O odaya girdiğiniz, eve ilk adımı attığınızda, kapıyı ilk açışınızda ki o boşluk hissi. Daha önce başka bir şey bana bu hissi yaşatamadı.
Garip. !

Fakat seviyorum ben bu hissi. Bu hissi yaşamayı. Bu his bize birçok şeyi anlatıyor. Mesela diyor ki;
-Daha önce buradaydın. Burada saatlerin, dakikaların, günlerin geçti. Hatırla !
-Burada senden izler var. Her ne kadar takip edilemeyecek de olsa.
-Unutma.
- ve daha nice söylentiler.

Yolculuk sonrası yaşadığım/ız bu his, bu hissi yaşayabilmek gerek. Yaşadıkça yaşlandığımızı, yaşadıkça aslında sadece bizim olmadığımızı anlatıyor bize. Bence..

Sizce ?

uğur karadeniz

4 Eylül 2014 Perşembe

sade bir kahve.

sade bir kahve.
bilir misin ?
bilir misiniz ?

sıcacık. mevsimin ne olduğu, mevsim ile günlük hava durumunun uyuşup uyuşmadığı bile fark etmez. alışılmış çaresizlik diye duymuştum bir arkadaşımdan. sanki bunu ifade etmek istemiş gibi. her daim sıcak. sıcak ! sıcak, koyu, duruma bağlı olarak.

belkide hiçbir faydası yok. bu tartışmaların dışında ve hatta tartışılması bir o kadar saçma. düşünsene. acaba nasıl bir cevap alabilirsin ?

14 Haziran 2014 Cumartesi

geceler.

Uzun zamandır düşünüp fakat taşınamadığım bir konu bu.
Gece mi ? Gündüz mü ?
Geceler.

Bazen geceleri işi gücü bırakıp, dışarıya bakıyorum. " Bir tek ben miyim ? " diye. Yalnız değilim şükür. Fakat sokaklara baktığımda, her yer aydınlık oluyor. Hatta bazı sokakların gündüzden farkı yok ! Sanki gece değilde, güneş tutulması, hafif bir akşam üstü karartısı gibi seziyorum. Sanki doğayı bütünüyle bozmuşuz gibi. Sonra hemen yatıyorum. Çünkü o saatte yatmak gerekiyor. Doğaya hiç uymuyoruz. Uymuyorum. Ne olduk diye de sormaktan acayip korkuyorum. Sorsak da cevaplayabilir mişiz sanki..

Bazen sokaklara baktığımda, bir kaç insan gördüğüm bile oluyor. Hayranlıkla bakıyorum ona-lara. Düşünsenize elektrik olmadığı zamanda dışarıda o kadar güvenle, öz güvenle gezebilir miydik ? Bilinmez diyorum ben buna.



Bazen sokaklara baktığımda, başı boş hayvanlar görüyorum. Yazık. Onların bile doğalarını bozmuşuz. Bazıları bir oraya bir buraya koşturup duruyorlar. Çünkü biz bencil insanoğlu sadece " BEN " demişiz. Benden gayrısını düşünmemişiz. Dediğim gibi; hayvanlar bile bir oraya bir buraya. Onlarda geceleri gündüz zannediyorlar. Bence.

Bende geceleri gündüz zannediyorum. Haklımıyım; EVET. Haksızmıyım; EVET. Paradoks.
Bunu bir daha düşünüp taşınmak gerek. Her ne kadar taşınamasakta.

Demek istediğim, bozmaya çalıştığımız şey bizim dünyamız. Şöyle anlatabilirim aslında;

Nasrettin Hocanın bindiği dalı kesmek istemesi ve kesip düşmesi gibi. Bizde bindiğimiz dünyayı kesiyoruz. Fakat sıkıntı, hem de büyük bir sıkıntı; Nasrettin Hoca düştüğünde konuşabilmiş ve " Zaten inecektim. " demiş. Biz ne konuşabileceğiz, nede düştüğümüzde konuşabileceğimiz bir şeyler olacak.

uğur karadeniz

23 Mayıs 2014 Cuma

kendime haksızlık ediyormuşum.

ben kötüyüm diye.
meğer herkes kötüymüş. aralarında birkaç kötünün iyisi dolaşıyormuş. herkes aynıymış da, ben farklıymışım diye. meğer de meğermiş.

bazensizlik yaşadım, yaşıyorum yine bu aralar. ne kadar sürer, ne kadar sürdürür, ne kadar etkiler; bazen bilemiyorum. bazen ise bunu kontrolüm altında yapıyorum. ki o da saçmaladıklarımdır işte.

önceleri sormuştum kendime "ne oluyor lan bana  ? " diye. bir şey olduğu yokmuş. vizyona giren film gibi, galamı bekliyormuşum. tek kişilik. ben ve ben.

kendime haksızlık ediyormuşum. kendimi bilmeden ettiğim haksızlık, haksızlık mıdır ?
ironiler yaşayıp duruyorum. paranoyaklık da cabası. bariz bir hayattan kopuş aşamaları.

kendime haksızlık ediyormuşum. meğer hayata tutunmak gerekmiş.
evet tutunmam gerek.
tutanamayacak bir şey yoksa bile. kendime sarılmam gerekmiş.
öğrendiğim iyi oldu.

gala bitmiştir.
uğur karadeniz

3 Mayıs 2014 Cumartesi

yaklaşıyorsa zaman..

ya yaklaşıyorsa zaman.
hiç beklemediğin, hayalini bile kuramadığın.
belkide aklının ucundan bile geçmemiştir.
kim bilir..

ya yaklaşıyorsa zaman.
ya da ne bileyim, yaklaşmaya yaklaşıyorda olabilir.
aman.
uğur karadeniz

17 Şubat 2014 Pazartesi

Aklımın köşelerinde köşe kapmaca oynarken

Sevmek ne demekti bu arada ?
Ki bir o kadarda..
Bir o kadar da aşkla,
Bir o kadar.

Bazen aklımın bir köşesinden,
Diğer köşesine..
Geçerken rahatsız ediyorsun beni.
Bir çocuk gibi de mutlu..

Bazen bir o kadar umutlu,
Bazen ise.

Aklımın köşelerinde köşe kapmaca oynarken,
Bendeki sen..
O kadar işte..
uğur karadeniz

28 Ocak 2014 Salı

geçenlerde hayatıma bir baktım..

geçenlerde hayatıma bir baktım;
birde ne göreyim;
biraz bilgisayar kodu,
biraz kahve,
biraz karadeniz,
biraz karamsarlık,
biraz kitap

işte böyle, böyleyim. biraz fazla düşünüp, fazla konuşuyorum. gerçi, düşündüklerimi pek fazla konuşmuyorum, onları genelde yazıyorum. daha da olmadı bir bilgisayarın içinde onları köleleştiriyorum. biraz kitap okuyup, kitaptan haz alıyorum..

bazende biraz;
kendimi görüyorum.
bir başkalarında, bir başkasında, bir filmde, film kitapta, bir fotoğrafta, kendimi kendimde görememek, daha doğrusu kendimi kendime yakıştıramamak, " ne oluyor lan ? " demekten başka bir şey olmuyor aslında.

uğur karadeniz